6

Aklımdaki bir şeyler, yapmayı düşündüğüm diğer şeyleri yapmama engel oluyor. Biraz karmaşık bir durum. Doğru zamanda doğru yerde doğru insanlarla olduğuma kendimi ikna edebildiğim çok az an var. Zamanımı doğru yönetemediğim gibi varmak istediğim yere nasıl varacağımı, konuyu Aşk-ı Memnu’ya nasıl getireceğimi de merak ediyorum. Esengül Hanım’ın kulakları çınlasın.

Aşkı-ı Memnu hafta içi her gün saat 10.45’te (aslında 11.00’da) Kanal D’de yayınlanmaya başladı. Fena bir giriş olmadı sanki. Diziyi, oturup baştan sona hiç izlememiştim. Kasten değil yalnızca denk getiremedim. Ama elbette dizi hakkındaki her şeyi biliyorum ve romandan da haberdarım. Yazın tekrarları yayınlandığında, mutlaka kahvaltıma eşlik eden bir kaç sahnesi oluyordu. Her yaz aynı şaşkınlık; izle izle bitmeyen, eskimeyen bir dizi. Bu dönemde düzenli olarak seyretmeye başladım ve bugün 13. Bölüm’ü izledikten sonra dizi benim için; Annesiyle ve değiştiremeyeceğini düşündüğü kaderiyle kavgaya tutuşan genç bir kadının hikayesine dönüştü. Belki bazıları için en başından beri öyleydi. Bilemiyorum. Ama ben her zaman biraz geriden ve ağır aksak adımlarla gelirim, buna alıştım. Siz de alışın.

Bir süredir, tercihlerimi kendi özgür irademle yaptığımdan şüphe ediyorum. Zamanı yönetmek bir kenara, kendi kendimizi yönetebildiğimizden bile emin değilim artık. Detaylara girmeden kabaca; Bihter, sırf annesinin sinirini bozmak için Adnan’la evleniyor. Üstelik 13. bölümde, aslında daha da önce, bu evliliğin yanlış olduğunu farketmesine rağmen, aynı inatlaşmayı farklı kişilerle de devam ettirerek, ait olmadığı o ilişkide ve o evde kalmaya devam ediyor. Ne yazık ki, başını belaya sokacak, göğsüne silah dayayacak noktaya gelinceye kadar.

Kader, ihtimallerden oluşan koca bir okyanussa eğer, yani gerçekten öyleyse, içine düştüğüm hırslar, inatlaşmalar ve güç gösterileri olmadan, nerede yüzüyor olurdum acaba bugün? Daha mutlu/ başarılı/ huzurlu/ zengin /sağlıklı olur muydum? Bu sorunun içinden çıkmam mümkün değil. Bazı sorular, cevabını düşünmenize izin vermiyor. Kendi başına koskocaman duruyor.

7. sınıftaki Coğrafya Öğretmenim Esengül Hanım, bir gün annemi okula çağırıp; Deniz, soruduğum soruların cevaplarını bildiği halde detaylarda kayboluyor ve bir türlü sadede gelemiyor demişti. Öngörüleri kuvvetli bir kadınmış. Sadede gelmekte zorlandığımı kabul ediyorum. En iyisi devam etmemek.

Yorum bırakın