12

Çok fazla şey oldu…

Mesela, Saadet Apartmanı’nda mantolama çalışmaları başladı/bitti. Apartmanın etrafındaki iskeleler sökülürken , bana sorulmadan kesilen, balkondaki çamaşır demirleri içime dert oldu. Telefonumu günün herhangi bir saatinde ‘merhaba, deniz hanım nasılsınız, diyerek açan Çilingir, artık arkadaşım oldu. Sabah saat 09.00’da, 2 çocuklu mutlu mesut yaşayan eski erkek arkadaşımdan gelen sms’le uyandığım bir gün de oldu mesela. ‘ Rüyamda seni 100 m engelli koşan, milli bir atlet olarak gördüm, her şey yolunda mı?’… Eski erkek arkadaşıma malum olma şeklime bakar mısınız?

Şu da oldu; çamaşır demirlerimi bana sormadan kesen ustaların başına gökten (tam olarak benim camın pervazından) sevgiler değil, kedi kumu yağdı. Temiz bir kedi kumu olsa ne ala; Tırtıl’ın tuvaletinden aldığım kendisinin kirletmiş olduğu kum. Yani içinde hem çişi hem de kakası olan. Ve bu elbette kasten olmadı. Ama işte gökten bazen de Allah’ın takdiri yağıyor, engel olamıyorsunuz.

Şiddet, taciz ve tecavüz olaylarını, Allah’ın takdiri olarak gören, erk düşünceye de bir şey oldu. Türkiye’de başlatılan sosyal medyada farkındalık çalışması, instagram üzerinden tüm dünyada ses getirdi. Virüse rağmen, seslerini duyurmak için sokağa çıkan kadınlar, sosyal medyada gördükleri desteği sokakta göremedi. Polis şiddetine maruz kalan, yerlerde sürüklenen kadınların görüntüleri instagram hesaplarının ana sayfalarından paylaşılmadı ve başlatılan hashtag çalışması kadar da ses getirmedi. Yerde sürüklenen kadınlar yeterince güzel görünmüyordu.

Şiddete meyilli, tecavüzcü erkekleri, anneleri yetiştiriyor diyen herkese uzun zaman parçası olduğum bir süreçte yaşadıklarımdan, bahsetmek isterim; 5-6 yıl kadar önce, o dönem Türkiye’de en çok izlenen tv.projelerine imza atan yapım şirketinin, casting director’ı olarak çalışıyordum. Yaptığımız projelere başvuran insanlara sorduğumuz sorulardan biri de; ‘Bugüne kadar yaşadığınız en talihsiz olay neydi?’ oluyordu. Kadın/Erkek bu soruyu yanıtlayan bireylerin %80’inin hikayesi, inanır yada inanmazsınız, babalarına dayanıyor. 60 yaşına gelen insanlar bile, ailelerinin travmatik boşanma süreçlerini atlatamadıklarından bahsederlerdi. Babalarını hiç görmemiş çocuklar, iş kurmak için kredi çeken babalarının geride bıraktığı borçlarıyla ilgilenmek zorunda kalan çocuklar, gözlerinin önünde annelerine şiddet uygulanan çocuklar ve çalışma bahanesiyle asla evde olmayan babalar…

Şimdi; bütün sosyal medya çalışmalarına katılmış, #istanbulsözleşmesiyaşatır hashtagini kullanarak fotoğraf paylaşan erkeklere soruyorum; Annenize, eşinize, sevgilinize, çocuğunuza, komşunuza bugüne kadar nasıl davrandınız?

Ve sevgili hemcinslerim; baba adayı olarak hayatınıza aldığınız erkekler, doğurmak istediğiniz çocuğun sorumluluğunu taşıyabilecek olgunluktalar mı? İyi günde. Kötü günde.