1

Uzun ve aşağıdan baktığınızda hiç bitmeyecek gibi görünen bir yokuş hayal edin. Sağlı sollu apartmanlar, başında ortasında ve sonunda (tam 3 tane) açılmış bakkallar, sıralı arabalar ve tek tük ağaçlarla, bu yokuş İstanbul’un en eski mahallelerinden biri. İşte Saadet Apartmanı da bu yokuşlu mahallenin en tepe noktasında duruyor.

Şahane bir manzarası olsa da Saadet Apartmanı’na tek nefeste ulaşmak mümkün değil. Dura dura çıkmanız gerekir yokuşu. Etrafınıza bakmak; ve istemeseniz de yanınızdan geçenlere  selam vermek zorunda kalırsınız. İnsan yanından geçenlere neden selam vermek istemez? Bilmiyorum.

Yaklaşık bir yıldır, Saadet Apartmanı’na taşındığım günden beri, bir çok enteresan olay yaşadım ama az sonra anlatacaklarımın üzerine çıkan bir şey olmamıştı açıkçası.

Saadet Apartmanı’nda her katta karşılıklı iki daire vardır. Giriş katındaki dairelerden birinde yaşayan Yaşlı Hanım’la  haftada bir gün mutlaka karşılaşırız. Kapının sert vurulmasından, üst kattan gelen gürültüden ve gürültüyü yapan daireye girip çıkanlardan sıkça bahseder. Bazen tekrara düştüğü olsa da sakince dinlemeye çalışırım. 

Tüm apartman sakinleri olarak, giriş katındaki bu Yaşlı Hanım’ın oğlunu, Anadolu Yakası’nda yaşadığı halde, kendisinden daha fazla tanıyoruz aslında. WhatsApp grubunda apartmanda aksayan şeylere sinirlenince, annesinin oturduğu daireyi, emekli özel harekatçılara satacağını yazarak, bizi tehdit ettiği oluyor. Üslubu da oldukça agresif. Geçenlerde bir olay yaşandı ve hepimizi payladı. Neyse onu daha sonra anlatırım.

Karşı dairesinde yaşayan, şimdiye dek 2 kez karşılaştığım, yine WhatsApp grubundaki yazışmalarından edindiğim izlenime göre, oldukça aydın ve medeni yaşlı bir bey var. Ben kendisini uzun süre, soyadından dolayı, kadın zannettiğim halde, 2-3 gün sesini çıkarmayıp, ardından nazikçe bana ismini söylediğini anımsıyorum.  

Bu gün apartman kapısını açtığımda ilk kez ikisini de, dairelerinin önünde sohbet edip, hal hatır sorarlarken gördüm. 

-Nasılsınız Ahmet Beyi tokalaşmıyoruz artık malum.. (korona’yı kastediyor)

-Haklısınız Melahat Hanım, bir süre böyle.. Siz nasılsınız?

Her ikisine iyi akşamlar diyerek yanlarından uzaklaştım… Onlar konuşmaya devam ediyorlardı ama ben hala aynı şeyi duyuyordum. Ahmet Bey ve Melahat Hanım.. Benimle aynı apartmanda… Saadet Apartamanı’nın giriş katında ve karşılıklı dairelerde…

AHMET, ben 2-3 yaşlarındayken akciğer kanserine yakalanarak vefat eden dedemin, MELAHAT’ta O’nun  eşi olan ve kalp krizinden kaybettiğimiz, babaannemin isimleri. Babaannem 1 Temmuz, ben 3 Temmuz doğumluyum. Aramızda tam çeyrek asır var. İkimiz de yemek yiyerek sakinleşiyor, aylarca görmediğimiz insanları rüyamızda görüp, ‘iyi misin’ diye arıyor ve sevdiklerimizle bir dargın bir barışık yaşıyoruz. Babaannemden sonra ben kaldığımız yerden devam ediyorum.

Vefatının ardından, ne zaman ihtiyacım olsa etrafımda babaannemle ilgili sadece benim anlayabileceğim bazı durumlar gerçekleşti. İşaret demek istemem çünkü her seferinde işaretten daha fazlasıydı. Dedem… Hatırladığım bariz bir olay yok ama o günden sonra etrafıma daha dikkatli bakmaya başladım.

Karmakarışık bir günde Saadet Apartmanı’ndan içeri girdim, ve beni Ahmet Bey’le Melahat Hanım karşıladı. Tabii ben de tüm bu olanları hayra yordum. 

1” için 3 yorum

Yıldırım memişoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et